13 Ekim 2010 Çarşamba

MARDİN

Turistik ailemizin yolu Nisan ayı sonunda  Mardine düştü, tabii yine dostlarla...
İnsanları bir baska, dogasi bir baska, ovası bir baska, gecesi, yıldızları, etin lezzeti bambaşka bu şehirde, eş durumundan sonradan olma Mardin'li sıfatı ile gezdik, durduk üç gün, iki gece doya doya...

Mardin'i anlatırken, dostluğun, kardeşliğin, hoşgörünün, misafirperverliğin başkenti desem, hiç abartmış olmam, emin olun.

Mardin , 12.000 yıllık tarihi birikimi ile Subari, Sümer, Babil, Akad, Mitani , Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdani, Selçuklu, Artuklu, Karakoyunlular, Akkoyunlular,ve Osmanlı'lar gibi birçok eski uygarlıklara ev sahipliği yapmış, farklı kültürleri, dinleri ve dilleri içinde harmanlamış, yoğurmuş dünyanın sayılı "SİT" şehirlerindendir.

Tarih boyunca birçok eski uygarlıklara beşiklik yapmış bu gizemli şehir, aynı zamanda doğal güzellikleri, eşşiz tarihi zenginlikleri ve önemli kültürel varlıkları ile mutlaka gidip görmeniz gerekenler listesinde bana kalırsa birinci sırada yer almalı.

Nerden başlayacağımı bilemiyorum. En iyisi mi resimlerle detaylı bir sunuş yapıp, sizin de ağzınızı sulandırıp, aklınızı karıştırayım da, bu vesile ile memleketime yerli turist çekeyim, faydam olsun!

Mardin herşeyden önce kardeşliğin, sevginin, hoşgörünün ve anlayışın şehri demiştik ya hani; işte bu resimde bunu en açık kanıtı! Çok yakın bir mesafede bir cami ve bir kilise. Birinden ezan sesleri yükselirken diğerinden çan seslerini duyabiliyorsunuz aynı zamanda!


Göz alabildiğine uzanan yemyeşil Mezopotamya ovası bazen güneş ışıklarının da etkisiyle sanki masmavi bir denizmiş gibi görünüyor gözünüze. Ovadaki evlerin çatısız olması ve insanların özellikle yaz gecelerinde damlara serdikleri yataklarda uyumaları bölgenin en önemli özelliklerinden biri! Kayınpederimin çocukluğundan kalma pek çok hikayesi var bu konuda. Gece yıldızlar altında serin serin damda uyurken birdenbire damdan düşüp acı ile kıvranan, kolunu, bacağını kıran çok olurmuş oralarda. 


Akdeniz  iklimi özelliklerini yaşayan Mardin'de özellikle yaz aylarında gündüzleri inanılmaz sıcak olduğundan evlerden çıkılmazken, akşamları nispeten hafifleyen hava ile birlikte şehirin ve Mezopotamya manzarasına karşı damlarda içilen çayın keyfi de, lezzeti de bir başka. Gündüzleri uçsuz bucaksız ovayı seyrederken, akşamları ışıklandırılmış şehri ve Mardin Kalesi'ni seyretmek de, şehirde yaşanması gerekli güzelliklerden biri.

Erdoba Konakları Terası'ndan Mardin Kalesi
Gece Mardin Kalesi ve çay keyfi
Gezilecek, görülecek, fotoğraflanacak o kadar detay var ki bu şehirde.. İnsanın başı dönüyor tüm bu güzellikler karşısında. Ve inanın bir kerelik ziyaret asla yetmiyor, hele bizim ki gibi 3 gün ile sınırlı bir zamanınız varsa, iyice şaşkına dönüyorsunuz.

Oya gibi işlenmiş taşlar, bu taşlardan yapılmış binalar kapılar her yerde karşınıza çıkıyor. Toprak altından ilk çıktığında son derece yumuşak olan ve bu yüzden işlenmesi kolay gibi görünen taş, zaman içinde oksijenle temas ettikçe sertleşiyor. Dolayısı ile elinizin hızlı olması yanında gerçekten bir ustalık da gerektiriyor bu iş. Gerçek bir sanat ve sanatçı var yani ortada.

Mor Gabriyel Manastırı'nda muhteşem bir kapı ve taş işçiliği örneği

Gezilecek görülecek yerler arasında Kasımiye Medresesini, Ulu Camiyi, Mor Gabriyel Manastırını ve Dayrü'zzafaran Manastırını, Dara Harabelerini, Midyat'ı ve Hasankeyf'i özellikle öneriyorum.

Gezdikçe ve gördükçe şehre ve insanlara sinmiş "hoşgörü"nün dayanılmaz sıcaklığını siz de içiniz hissedeceksiniz. (http://www.mardin.gov.tr/images/resim/harita2.jpg)

Bunlar arasında özellikle Hasankeyf'e dikkatinizi çekmek istiyorum.

Hasankeyf, Batman-Midyat karayolu üzerinde yer aldığından önemli bir geçiş noktasında yer almaktadır. 35 km uzaklıktaki Batman’dan ulaşmak mümkün olduğu gibi, bir başka tarih hazinesi olan Mardin’den Midyat’a, oradan da Hasankeyf’e ulaşılabilmektedir. Hasankeyf’in Mardin’e uzaklığı 120, Midyat’a uzaklığı ise 50 km.dir.

Dicle’nin kıyısında, zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve diğer eğitim kurumlarıyla bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin yer değiştirmesiyle günümüzde önemini yitirmiştir.


İlçe, sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında bütünüyle sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. GAP projesi kapsamında bulunan Ilısu Barajı nedeniyle bu tarihsel yapılar bütünüyle sular altında kalacaktır. Bu durum bir ülkenin kendi öz benliğine, tarihsel ve kültürel zenginliğine verdiği değerdir. Hasankeyf sular altında kalmamalı, bu zenginlik, bu tarih, bu doğa bir şekilde korunmalı.


 
Sıla dizisinin çekildiği Devlet Konuk Evi meraklıların işgali altında. Yöre çocukları da kapı önünde Sıla Tokası satıyorlardı.

Dizilere, dizikoliklere,  fanatiklere kızmakla birlikte bir şehri ya da bir mekanı tanıtan en iyi reklam aracının da yine diziler olduğunu üzülerek itiraf etmek durumundayım. Mardin'de var olan onca güzellik arasında insanların Sıla'nın çekildiği Midyat Devlet Konuk Evi ve çevresini ve yine Midyat'ta "Bir Bulut Olsam" dizisinin çekildiği mekanı gezmek için gösterdikleri çaba anlaşılır gibi değil! Biz içeri girmeden dışarıdan fotoğraf çekmeyi tercih ettik.

Tarihi mekanların neredeyse tamamında Artukluların ve Osmanlı İmparatorluğu'nun izlerini bulabilirsiniz. Şehrin geçmişini, belgeleri ve dönemin objeleri ile görebileceğiz yer hiç şüphe yok ki Mardin Müzesidir. Bununla birlikte VAK-SA vakfının destekleriyle kurulan  "SAKIP SABANCI MARDİN KENT MÜZESİ VE DİLEK SABANCI SANAT GALERİSİ" de son dönemde şehre ayrı bir tarihi zenginlik sağlamıştır.

Gezilecek görülecek yerler ne kadar fazla ise, tadına bakılması zorunlu yöresel yemekler de o kadar fazla. İşte bu yüzden de buralara kadar gelmişken diyet diye ısrar etmenin hiçbir anlamı yok. Yerel yemekler ile donatılmış bu sofrada inanın bana mideniz de gözünüz de bayram ediyor!

Sembusek bir çeşit kıymalı pide, işkembe dolması nefis ötesi, içli köfte deseniz ha keza parmaklarınızı yersiniz, ekşili dolma muazzam lezzetli ama maalesef ki kaburga dolmaya bu seferlik yer kalmadı! Mevsimine göre cevizli sucuk ile harire tatlısını da atlamamak lazım.

Bir şehri şehir yapan oradaki tarihsel ve kültürel zenginlikler yanında o yörenin insanlarıdır aynı zamanda. Bizler  Büyükşehir'de kapı komşumuzu bile tanımazken, Mardin'liler evlerinin önünden geçerken şaşkın şaşkın etrafa bakan, elinde fotoğraf makinesi ile her köşeyi çeken insanları bile çekinmeden evlerine alıp ağırlıyorlar. Bir şey sorduğunuzda, bir yer, bir adres, tüm işlerini güçlerini bırakıp sizi kendi elleri ile oraya götürüyorlar ve bunu yaparken asla gocunmuyorlar, tam tersine sizi mutlu ettikleri için seviniyorlar.

Çarşı pazar gezerken gırtlağınıza basan, sizi takip eden, sıkıştıran, almaya zorlayan yok. Tam tersine bir dükkana girdiniz mi, hele bir de ayağınız uğurlu geldi mi, sizi nereye oturtacaklarını bilemezler, her daim dostları ilan ederler.

Ama yine de benden size bir kaç ufak öneri. Mardin'den eşe dosta, kendinize ne alınır?
  •  Mardin'e özgü  zarf  gümüş veya altın telkari takılar, tesbihler, kutular (Özellikle Midyat ve çevresinden)
  • Mardin'e özgü yöresel müzik olan Reyhani müziğine ait kaset veya cd,
  • Bıtım ağacının meyvesinden yapılan katkısız bıtım sabunu,
  • Aktarda çeşit çeşit baharat ve şifalı otlar
  • Kök boya kullanılarak eski taş ve ahşap baskı kalıplarıyla basılmış yazmalar,
  • Puşi adı verilen erkek başlığı, hepri adı altında bilinen Suriye'den gelen ipek eşarplar,
  • Bakır objeler,
  • Mırra cezve ve kulpları
  • Özel badem şekeri (1914 'ten beri nesilden nesile geçen Davut Selim Helva ve Kuruyemişçilik dükkanını mutlaka görün, gördüklerinizin tadına bakın!!)
  • Tuzlu leblebi
  • Peksimet, cevizli sucuk


Memletimiz Mardin doğası, tarihi, kültürel zenginliği, yemekleri, kendine özgü el sanatları ve misafirperver yöre halkı ile sizleri ağırlamaktan mutluluk duyar. Gelin, görün, gezin, yiyin, için ve bizi anın.

1 yorum:

  1. çok yararlandım çok teşekkür ederim... Bu cuma turistik bir gezi için mardin de olacağım.. printimi aldım :)

    YanıtlaSil